Hollywood’un En Sürprizli Yıldızı Johnny Depp

Koyu bir Johnny Depp fanı olduğum için, en keyif alarak yazacağım yazılardan biri bu olacak sanırım.. Hollywood’un en sürprizli aktörlerinden olan Depp için şu dünyada tanışmak istediğim birkaç ünlüden birisi diyebilirim. Son dönemde çektiği filmleri çok sevmesem de eminim ki birçok sinema sever için özellikle 90’lardan 2010’a kadarki tüm filmleri ayrı bir değere sahip.

Johnny Depp Kimdir?

9 Haziran 1963’te Kentucky, Owensboro’da doğan Depp’in annesi Betty Sue, inşaat mühendisi olan babası John Christopher Depp’tir. Ergenlik dönemi oldukça çalkantılı geçen Depp, 15 yaşındayken okulu bırakır ve rock müzisyeni olma umuduyla ‘The Kids’ adlı müzik grubuyla çalmaya başlar.

Johnny Depp ve uğruna ‘Winona Forever’ dövmesi yaptırdığı Winona Ryder

O dönemler anne ve babası ayrılan Depp için oldukça üzücü geçmiştir. İlk evliliğini 1983 yılında henüz 20 yaşındayken Lori Anne Allison ile yapmıştır. Pek huzurlu olmayan bu evlilik sadece 2 yıl sürmüştür. Depp’in evliliği ile ilgili sorunları müzik grubuyla olan çalışmalarını da olumsuz etkilemiştir.

İlk evliliğinden sonra Kate Moss, Winona Ryder, Juliette Lewis gibi ünlü isimlerle birlikte olan Depp, fransız müzisyen ve oyuncu Vanessa Paradis ile uzun bir ilişki yaşamış, bu ilişkiden de 2 çocuğu olmuştur.

Hayatına daha saymayı unuttuğumuz nice ünlü, başarılı ve güzel kadını sığdıran Depp, son evliliği olan Amber Heard’ten olaylı bir şekilde ayrılmış. Bu kadar magazin yeter diyerek, Depp’in birbirinden renkli fimlerine geçelim.

Binbir Surat Johnny Depp

İlk eşi sayesinde Nicholas Cage ile tanışma fırsatı bulan Depp, oyunculuk kariyerine bu sayede başlayarak, ilk filmi olan ‘A Nightmare on Elm Street’ filminde oynamıştır. 1987-1991 yılları arasında ’21 Jump Street’ dizisinde oynayan Depp, buradaki başarılı performansıyla oyunculuk kariyerinin, müzik hayatından daha iyi olacağının sinyalini vermiştir. Johnny Depp’in kariyerinin asıl dönüm noktası ise yönetmen Tim Burton ile tanışmasıdır. Tabii Depp de Burton’ın kariyeri için vazgeçilemez bir oyuncu oldu o da ayrı konu. Depp, Burton’ın yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptığı Edward Scissorhands, Charlie and the Chocolate Factory, Alice in Wonderland gibi pek çok filmde rol aldı.

Depp’in kariyerinin en top filmleri Kaptan Jack Sparrow rolü ile tartışmasız Pirates of the Caribbean film serisidir. Türkçe adıyla Karayip Korsanları’nda geveze ve serseri bir kaptanı canlandıran Depp, buradaki sempatikliği ve büyüleyici oyunculuğuyla sinema dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl filmiyle 2003 yılında Akademi Ödülleri’nde En iyi Erkek Oyuncu dalına aday gösterilmiştir.

Depp’in yukarıda bahsettiğim filmleri kadar ön planda olmayan ama ona daha çok hayran olmanızı sağlayacak birçok mütevazi filmi de var aslında. Biraz bu filmlerden bahsetmek istiyorum hem gözden kaçıranlara hafta sonu için film önerisi olmuş olur.

What’s Eating Gilbert Grape

Aramızda 1993 yılında Depp’in, What’s Eating Gilbert Grape filminde henüz 19 yaşında olan Leonardo DiCaprio ile birlikte rol aldığını bilen var mı acaba? Eminim vardır ama ben ilk izlediğimde şu anki kariyerlerini düşünüp nereden nereye demiştim.

Filmin başkahramanları obez bir anne, otistik bir erkek kardeş, biri ergenliğinin deliliğinde olan iki kız kardeş ve bu aileye bakmak zorunda olan zavallı Gilbert! Bu filmle otistik bir kardeşi canlandıran Leonardo DiCaprio Oscar’a aday gösterilerek, bu ödüle aday gösterilen en genç oyunculardan birisi olmuştur. Öyle bir oyunculuk ki Depp’in tüm karizmasını bile geri planda bırakmıştır. Sıradışı bir aile filmi izlemek isterseniz kaçırmayın derim.

Cry Baby

John Waters tarafından yazılıp yönetilen 1990 model bir müzikal-komedi olan Cry Baby filminde Johnny Depp yine bizi şaşırtır.

1950’lerde geçen filmde alt-kültürden bir grup isyancı gencin renkli maceralarını izleriz. Grubun esas adamı Cry Baby, Baltimore kasabasındaki zengin bir ailenin kızı olan Allison’a aşık olur. Allison da Cry Baby’i gördüğü andan itibaren onu arzular ve bu iki genç birbirleriyle birlikte olma tutkusuyla tüm tabuları yıkarlar.

Film ilk gösterime girdiği zamanda yüksek bir seyirci sayısına ulaşamamış ama zaman geçtikçe kült, klasik filmlerden biri haline gelmiştir.

Filmin kadrosunda duyunca şaşıracağınız sürpriz bir isim Igyy Pop da var. Üstelik bu film için saçlarına kıymış, hatta saçlarının yönetmen John Waters’ın defterinde saklı tutulduğu söyleniyor. Iggy Pop ve müzikali yan yana düşününce ortaya pek de aklı salim bir yapım ortaya çıkmayacağını tahmin edersiniz diye düşünüyorum. 🙂

Ben pek severim bu filmi, hatta üniversite bitirme projemde müziklerine çokça yer vermişliğim vardır. Özellikle 50’li yıllar Amerika’sına yolculuk yapmak isterseniz tüm soundtrack şarkılarını tek tek dinleyebilirsiniz.

 

Edward Scissorhands

Bu filmi bilmeyen hadi diyelim bilmeyip de Johnny Depp’in makas elli karakterinin fotoğrafını görmeyen yoktur. Ahhh… Depp, bu filmde o kadar tatlıdır ki dünyanın en anlamsız, en gereksiz filmi bile seçilse izlemek istersiniz.

Tim Burton’ın yine enteresan filmlerinden biri daha diyebiliriz bu film için… Böylesine enteresan bir filmde tabii ki Johnny Depp oynamalıydı. Komik gibi görünse de hüzünlü bir hikaye bence. Konusuna gelirsek, Edward Scissorhands’i yapan mucit, işini tam olarak bitiremeden ölmüş ve Edward’ı makaslardan oluşan elleriyle bırakmak zorunda kalmıştır. Ne olduğunu,nerede olduğunu anlayamadan yaşamaya çalışan gencin hayatı Peg Boggs’in onu evine götürmesiyle değişecektir.

Don Juan DeMarco

‘Don Juan nasıl biridir acaba?’ diye soranlara ‘Johnny Depp gibidir’ dememiz hiç de abes olmaz bence. Depp bu filmde, Marlon Brando gibi efsane bir oyuncunun ağırlığı altında ezilmeden, nasıl da güzel hakkını vermiş karakterin.

1995 imzalı bu filmin konusuna gelirsek, emekliliğine günler kalmış olan saygın psikiyatrist Dr. Jack Mickler (Marlon Brando), Zorro gibi giyinmiş bir genci tam intihar edecekken kurtarır.  Bu genç kendisinin Don Juan olduğunu ve ilk aşkını aramak üzere New York’a geldiğini söyler. Dr.Mickler, gencin hayat hikâyesini dinler ve gittikçe onun gerçekten Don Juan olduğuna inanmaya başlar.

Bu filmdeki Don Juan her ne kadar efsanelerdekine atıfta bulunsa da, aslında çok da uzak olmayan belki bir arkadaşımız, sevgilimiz, hatta kendimiz kadar bile bize yakın olabilir. Normal ve düzenli olması gerektiğini düşündüğümüz hayatlarımızın aslında tutku, heyecan ve içimizdeki delilikle nasıl da mücadele ettiğini anlatan ve iç dünyamızın bastırdığımız olağandışılığını kabul ettiren anormal bir film ‘Don Juan DeMarco’.

Filmin soundtrack şarkılarından Brian Adams imzalı ‘Have You Ever Really Loved a Woman’ şarkısı “En iyi özgün müzik” dalında Oscar’a aday gösterilmişti. Özellikle yazının bu kısmını okurken, dinleyebilirsiniz. 🙂

Bir Cevap Yazın