Müziklerin Film Üzerindeki Etkisi 3

The Good The Bad and The Ugly

Kemal Sunal’ın filmlerinden bile aşina olduğumuz, hatta Grup Vitamin’in Turkish Kowboylar şarkısının giriş kısmını oluşturan vahşi, kurnaz, hain bir o kadar da tatlı hisler uyandıran  Ennio Morricone’ın efsane müziği… Bu müziğin ben de özel olmasının diğer bir nedeni de 27 Temmuz 2008 Metallica İstanbul konseri! Metallica’nın konserlerinin açılış şarkısı da Ennio Morricone’ın The Ecstacy of Gold şarkısı… 9 yıl gibi uzun bir aradan sonra Metallica’yı Ali Sami Yen’de deli gibi heyecanla beklerken bu müzik girmişti ve tüylerimiz diken diken sahneye bakakalmıştık. Sonrasında da Creeping Death ile gaz bir giriş yapan Metallica karşımızda! <3 Hey gidi günler… Neyse ben dağıldım, toparlanayım…  Bu filmi bende özel kılan bu kadar güzel nedenlerim var ama  en önemlisi tabii ki müziğin esas sahibi, Clint Eastwood’un o meşhur içimize işleyen bakışlarıyla, kusursuz oyunculuğuyla The Good, The Bad and The Ugly filmi. Bu kadar iyi bir film ve  müzik olmasaydı, böylesine başarılı insanlara rol model olamazdı zaten.

Amelie

Amelie filmi de benim önyargılı olduğum filmlerden biriydi. Başrol oyuncusu Audrey Tautou’nun filmdeki imajı, özellikle saç kesiminden mi bilemedim itici ve saçma bir film gibi gelmişti. Sadece film afişine bakıp, acımasızca yorumlamak benimkisi sanırım.  Oysa ki hemen her yerde karşıma çıkan filmin müziklerine, hayran olmuştum.

Filmi geç de olsa izledim. Orjnal bir konusu var gerçekten. Filmdeki başrol karakteri Amelie Poulain’in gözlerinden farklı bir şekilde hayata bakıyoruz.

Amelie nevrotik anne ve babasının tavırları nedeniyle, çevreden soyutlanmış olarak büyüyor. Annesini kaybettikten sonra ise babasının iyice içine kapanmasıyla, kendisine daha eğlenceli bir dünya yaratmaya çalışıyor. Bir gün banyo fayansının arkasına saklanmış bir kutu buluyor ve bu kutunun sahibini bulmaya karar veriyor. Uzun ve zorlu bir arayıştan sonra orta yaşlı bir adam olan sahibini buluyor ve onun kutuyu aldıktan sonra, içindeki eski fotoğraf ve  ufak tefek eşyalara bakarak yaşadığı mutluluğu izliyor. Amelie bundan sonra insanların mutluluğuna adıyor kendini.  Fakat bir süre sonra ‘Neden beni mutlu eden kimse yok?’ diye soruyor. Bu sorgulamanın ardından kendi mutluluğu için de birşeyler yapmaya karar veriyor!

Atladığım önemli detaylar olabilir. Merak ettiyseniz buradan ya da başka sinema sayfalarından daha fazlasını bulabilirsiniz. Şunu söyleyebilirim ki farklı ve güzel bir film gerçekten, haksızlık yaptığımı kabul ediyorum. Ama yine de Yann Tiersen’ın eşsiz müziği filmin önüne geçiyor.

Titanic

Bu filmi es geçseydim ayıp ederdim. James Cameron’ın RMS Titanic’in batışı üzerine kurgulayıp çektiği film Leonardo Di Caprio ve Kate Winslet’i zirveye taşımıştır. 1997 yılında vizyona giren film tam 11 dalda Oscar kazandı. Filmin konusu, başarıları ve eleştirilerine dair konuşulan çok şey oldu. O yüzden ben çok konuşmayayım, sadece ‘baydı artık’ yorumlarını duyar gibi olsam da hala daha defalarca izleyebilirim bu filmi diyorum.

James Horner’ın bu film için bestelediği en sevilen şarkılarından My heart will go on şarkısı, Celine Dion’un bardak çatlatan sesiyle kalbimize işliyor. <3

Bir Cevap Yazın